Bir Malatyalı olarak, ülkemi̇n pek de farklı yanlarında aşina olduğumuz haller üzerine biraz değinelim istedim.

İnsanlarımız, 4 S kanunu dediğimiz kurallar üzerine sohbet eden, günleri bu değerler üzere inşa etmiş durumda.

Nedir? Bu 4 S: spor, siyaset, sex ve sahip olma duygusu ile geçen koca ömürler.

Bunu görmek için şöyle biraz az konuşup, çok dinleyin bakalım. Kültür, sanat, tarih, insani değerler, ilahi değerlerden çok insanların sohbeti de, muhabbeti de bu çerçevede döndüğünü göreceksiniz.

X partili, Y partili sohbetleri, kayısı şöyle oldu, oğlan ev aldı, kıza araba aldık, krediler, falan kız güzel, filan erkek yakışıklı, A takımı penaltı yüzünden kaybetti, hakem şuydu, B takımı... gibi cümlelerin süslediği konuşmalar.

Üç gün güzel kıyafet giyerek sosyal hayata başlayan birine, "Hayırdır?" denir. Asla, "Maşallah ne güzel giyiniyorsun, yakışmış," denmez. Ev alana, "Daha ucuzu vardı," araba alana, "Parçası pahalı, çok yakar, şunu alsaydın..."

Bakımlı insana şaibeli bakışlar, bakımsız insana tonla gıybet ve eleştiri... "Ben yüzünüze de söylerim," diyerek gıybette sınır tanımamak bizim başarılı hikayemizdir. Falanca kişinin ücretsiz muhasebecisi gibi kazancını, gelir-gider mali tablosunu konuşuruz. En iyi arabalar, paralar, tarlalar, mülkler...

Yirmi beş yıl odaları ayrılmış çocuklarımızı yarış atı hazırlar gibi eğiterek, onların 25 yıl çalışıp ev ve araba almalarını sağlamaya çalışır, ardından 25 yıl ölüm bekleyen insancıklar oluruz. (75-80 yıl) Biyolojik yaşarsak bu düzenle ömür tamamlanmış olur.

Şimdi bu kişi sadece var mıydı, yoksa yaşadı mı? Yaşamak neydi? Var olmak neydi? Et ağacı gibi varlık ve bu S kanunlarıyla yaşayan biri nasıl bir insan değeriyle bakabilirdi?

Olumsuzluklar üzerine kurulu bir düşünce sistemiyle eğitiliyoruz. Araba alana, "Allah kaza bela vermesin," (Allah'ın muradı bu gibi), evlenene, "Allah bozmasın, ayırmasın," (Allah sanki ara bozan), yeni kıyafet alana bile, "Güle güle yırtılsın," diyen insanlık. Olumsuzluk, karamsarlık ve kötü taraftan beslenen insanlar olup, kalbimizi karartmayalım.

Bir muhasebe yapalım ve "Herkes böyle" demeden, herkesin yanlışını yapmayan bir kişi olalım. "Herkes" diyerek kafamızda oluşturduğumuz bir Tanrı var. Ondan korktuğumuz, çekindiğimiz, utandığımız kadar Allah'tan tereddüt etmiyoruz. "Herkes ne der?" dediğimiz kadar, "Allah ne der?" diyenimiz kalmadı.

Hep birlikte düzelelim, özümüze dönüp gelecek nesilleri daha iyi bir şekilde eğitelim.

Sevgi, saygı ve muhabbetle...